Tedavide İlaç Düzeyi İzleme Sıkça Sorulan Sorular

Tedavide İlaç Düzeyi İzleme Sıkça Sorulan Sorular


“Akılcı İlaç Kullanımı” nedir?

Akılcı İlaç Kullanımının amacı, hastaya en yüksek tedavi etkinliğini sağlarken yan etkilerin de en az seviyede tutulmasıdır. Bunun için hastaya doğru tanı konulduktan sonra, uygun ilaç, uygun dozda, uygun yoldan (ağız, damar içi vb.), yeterli sürede, hastaya ve hastalığına göre özelleştirerek verilmelidir. Ardından tedavinin etkinliği, yan etkileri ve hastanın tedaviye uyumu izlenmelidir. Eğer hastaya birden fazla ilaç uygulamak gerekiyorsa ilaç etkileşimlerine de bakılmalıdır. Son olarak tedavinin en az giderle gerçekleştirilmesi dikkate alınmalıdır. Tüm bu aşamaların hepsi Akılcı İlaç Kullanım İlkeleri olarak adlandırılmaktadır.

Birçok ilacın farmakolojik etkisi (hastanın aldığı dozdan ziyade) kan ilaç düzeyi ile doğru orantılıdır. Bu yüzden akılcı ilaç kullanımında kan ilaç düzeylerinin izlenmesi büyük öneme sahiptir.

Bütün ilaçların kan düzeyi izlenmeli midir?

Kan ilaç seviyesinin izlenmesi bütün ilaçlar için gerekli değildir çünkü bazı ilaçların kan düzeyleri ile klinik yanıt arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Bazı ilaçların ise farmakolojik yanıtları klinik cevap ile çabuk ve kolay bir şekilde ölçülebilir (örneğin kan glikoz düzeyi, kan basıncı vb.). Bu yüzden kan düzeyleri ile tedavi edici ve yan etkileri arasında ilişki kurulabilen ilaçların düzeylerinin ölçülmesi ve takip edilmesi gereklidir.

Tedavide İlaç Düzeyi İzlemede numune alma zamanı ve sıklığı ne şekilde olmalıdır?

Bir ilacın belirli dozlarda belirli aralıklarla verilmesi durumunda kandaki ilaç düzeyi (çok sınırlı oynamalar etrafında seyreden) sabit bir değere ulaşır. Buna kararlı durum kan seviyesi denir. Bir ilacın bu kararlı durum kan seviyesine ulaşması için, ilacın belli aralıklarda ve belli dozlarda 5 yarılanma ömrü kadar süre kullanılması gereklidir. (Yarılanma ömrü: İlacın plazma (veya serum) seviyesinin vücuttan atılım ile yarı seviyesine inmesi için geçen süre.)

Uzun süreli tedavilerde ilaç düzeyi izlemek gerektiğinde (acil intoksikasyonlar hariç), tedaviye başlandıktan 5 yarılanma ömrü kadar süre geçtikten sonra laboratuara kan örneği gönderilmeye başlanmalıdır. Örneğin, bu ilacın yarılanma ömrü 12 saat ise 5x12=60 saat, yaklaşık 2,5 gün sonra kan örneği alınabilir. Klinik sorgulamaya göre (zirve-tepe seviye veya dip seviyesini tahmin etmek için) bir sonraki ilaç dozu verilmeden önce kan örneği alınmalıdır. Bir ilaç damar içi uygulanıyor ise ilacın başlangıç dağılımı tamamlandıktan sonra yani ilaç verildikten ortalama 1-2 saat sonra kan alınmalıdır. Ancak Digoksin ve Digitoksin gibi ilaçlarda ağızdan veya damar içi uygulamalarında dağılım süresi aynıdır ve uygulamadan 8-12 saat sonra kan alınmalıdır. Aminoglikozid antibiyotikler gibi ilaçların seviyelerinin izlenmesinde ise hem zirve düzeyi hem de dip düzeyleri ölçülmelidir.

İlaç düzeyinin hangi sıklıkta ve ne kadar süre bakılacağı ise hastanın klinik durumu, ilacın yarılanma ömrü, vb. durumlara göre değişebileceğinden klinisyenin karar vermesi gereklidir. Örneğin aminoglikozidler (Amikasin, Gentamisin, Vankomisin vb.) ve immünosüpresifler (Takrolimus, Sirolimus, Everolimus vb.) gibi ilaçlarla tedavilerde ilaca başlar başlamaz ve her gün ilaç düzeyi bakmak gereklidir. Organ naklinden sonraki 6-8 hafta her gün, hastanın kliniğine göre, sonraki 3-6 aylık dönemlerde ve onu takip eden 6 ayda ise daha uzun aralarla immünosüpresif ilaç düzeyleri takip edilebilir. Buna karşın uzun süreli ve ayaktan tedavilerde Teofilin, Fenitoin vb. ilaçlarda kararlı kan seviyeleri ayarlandıktan sonra herhangi bir yan etki, beklenmedik bir organ yetmezliği veya ilaç etkileşimleri gibi durumlar olmadığında ayda bir düzenli olarak ilaç kan düzeylerine bakılması yeterli olabilir.

Laboratuara gönderilen kan örneklerinin test istem formuna hastaya ne zaman organ nakli yapıldığı, hastanın en son ne zaman hangi dozda ilaç aldığı ve kanın ne zaman hangi saatte alındığı, başka ilaçları da berberinde alıp almadığı, immünosüpresif ilacın kesildiği ya da doz artırımına gidildiği gibi bilgilerin işlenmesi hem testin çalışma süresinin kısalmasında (gereksiz yere test tekrarları, panik değer şüphesi vb.) hem de laboratuar sorumlusuna sonuçları yorumlamada çok yardımcı olacaktır.